Ali Erdem Doğanoğlu, "Cumhurbaşkanının Görev Süresinin Belirlenmesi Sorunu", Ankara Barosu Dergisi, Yıl 2011, Sayı 3.

13.02.2012-26.02.2012 Güncel Anayasa Mahkemesi Kararları

14.02.2012

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/55, K: 2011/140 Sayılı Kararı (31/5/2006 Tarihli ve 5510 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 17/4/2008 Tarihli ve 5754 Sayılı Kanun ile İlgili)
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 102. maddesinde yer alan itiraz konusu düzenlemeyle aynı kanun uyarınca verilecek idari para cezalarına karşı yapılacak yargısal başvurularda idare mahkemeleri görevli kılınmıştır. Söz konusu kanundan kaynaklanan uyuşmazlıkların çoğunda adli yargının görevli olması karşısında itiraz konusu düzenlemenin getirdiği farklılıkla karmaşa, düzensizlik ve belirsizlik yarattığı; aynı konunun farklı uyuşmazlıklara vücut verip uyuşmazlıkların farklı mahkemelerde görülmesinin yargıyı yavaşlattığı ve bunların hukuki güvenlik, adil yargılanma hakkı, etkili başvuru hakkı gibi kurumlara ve dolayısıyla Anayasa’nın 2. 36. 125. 141. ve 155. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme, kanun kapsamındaki tüm uyuşmazlıkları tek bir yargı kolunun görev alanına dahil etmenin yasama organının gerçekleştirebileceği bir olanak olduğunu ve Anayasa’nın, 153. maddesiyle Mahkeme’yi özellikle bu tür bir şeyi sağlamaya yönelik bir davranıştan alıkoyduğunu da belirterek, hükümde Anayasa’ya aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna oybirliğiyle varmıştır.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/75, K: 2011/150 Sayılı Kararı (29/6/2001 Tarihli ve 4708 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 30/6/2004 Tarihli ve 5205 Sayılı Kanun ile İlgili)
4708 sayılı Yapı Denetimi Kanunu’nun 1. maddesinde yer alan itiraz konusu düzenlemeyle, tek parselde, bodrum katı dışında en çok iki katlı ve toplam ikiyüz metrekareyi geçmeyen müstakil yapılar, bu kanunda öngörülen yapı denetiminden muaf tutulmuştur. İtiraz gerekçesinde, her tür yapının belirli esaslara göre denetlenmesinin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının gereği olduğu, ayrıca aynı durumda bulunan özel hukuk kişileri arasında sahip oldukları yapıların niteliğine göre ayrım yapmanın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçeleriyle düzenlemenin Anayasa’nın 2. 5. 10. ve 56. maddeleriyle çatıştığı iddia ve hükmün iptali talep edilmiştir. Mahkeme, itiraz başvurusunda öne sürülenlere ek olarak sırf ekonomik gerekçelerle Anayasa’nın 56. ve 57. maddelerinde devlete yüklenen ödevlere aykırı düzenleme yapılamayacağını belirterek, itiraz konusu düzenlemeyi oybirliğiyle iptal etmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/11, K: 2011/153 Sayılı Kararı (25/10/1984 Tarihli ve 3065 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 4/6/2008 Tarihli ve 5766 Sayılı Kanun ile İlgili)
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinde yer alan itiraz konusu düzenlemeyle katma değer vergisinin mahsuben veya nakden iade edilmesi hakkının kaldırılması yetkisinin Bakanlar Kurulu’na verildiği, Kanun ile verilen iade hakkını kaldırma yetkisinin Bakanlar Kurulu’na verilmesiyle hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiği ve Anayasa’nın 73. maddesinin dördüncü fıkrasında Bakanlar Kurulu’na verilen ve anayasal sınırları çizilen yetkinin dışına çıkıldığı, bu nedenlerle söz konusu kuralın Anayasa’nın 2. ve 73. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Mahkeme, de paralel gerekçelerle düzenlemeyi Anayasa’nın 73. maddesine aykırı bularak oybirliğiyle iptal etmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/119, K: 2011/165 Sayılı Kararı (21/6/1934 Tarihli ve 2525 Sayılı Kanun ile İlgili)
2525 sayılı Soyadı Kanunu’nun 4. maddesindeki itiraz konusu düzenlemeye göre “Evliliğin feshi veya boşanma hallerinde çocuk anasına tevdi edilmiş olsa bile babasının seçtiği veya seçeceği adı alır.”. Hükmün Anayasa’nın, ailenin eşler arasında eşitliğe dayandığını ifade eden 41., genel olarak cinsiyet yönünden herkesin eşit olduğunu belirten ve özel olarak da kadın erkek eşitliğini vurgulayan 10. ve temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin 13. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme, evliliğin devamı boyunca ve boşanmada sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından aynı hukuksal konumda olduklarını belirttiği eşlerden erkeğe velayet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını seçme hakkının kadına tanınmamasını, velayet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete göre ayırım yapılması sonucunu doğurduğu gerekçesiyle Anayasa’nın 10. ve 41. maddelerine aykırı görmüş; düzenlemeyi oybirliğiyle iptal etmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.
Ayrıca karara ilişkin olarak sitemizde yayınlanan bir yazıya ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/96, K: 2011/168 Sayılı Kararı (14/7/1965 Tarihli ve 657 Sayılı Kanun ile İlgili)
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun itiraz konusu 212. maddesine göre devlet memurlarına yapılacak yiyecek yardımına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ve Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı’nın birlikte hazırlayacağı yönetmelikle belirlenecektir. İddiaya göre, Anayasa’nın 128. maddesi gereğince kamu personelinin aldığı maddi karşılık kanunla düzenlenir, bu konuda hiçbir ölçü ve sınırlama öngörülmeksizin idareye yetki verilemez. Ayrıca idareye böyle bir yetki verilmesi ücrette adaletin sağlanmasına yönelik sosyal yardımları etkisiz kılabilir. Bu nedenlerle hüküm Anayasa’nın 7. 55. ve 128. maddelerine aykırıdır. Mahkeme, teknik ve ayrıntılı düzenlemelerin yapılmasının genel çerçevesi yasa tarafından çizilmiş olmak koşuluyla idareye bırakılmasının Anayasa’ya aykırı olmadığını belirtmiş ve bu nitelikte olduğu kanaatine vardığı itiraz konusu düzenlemenin iptali istemini oyçokluğuyla reddetmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/7, K: 2011/172 Sayılı Kararı (31/12/1960 Tarihli ve 193 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 4/6/2008 Tarihli ve 5766 Sayılı Kanun ile İlgili)
193. sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun itiraz konusu Geçici 73. maddesine göre, “gelir vergisi stopajı teşviki” adı verilen teşvikin hesaplanmasına ilişkin bir değişiklik yapılmış ve bu değişikliğin belirli bir süre geçmişe dönük olarak da uygulanacağı öngörülmüştür. Bu düzenlemenin hukuki belirlilik ve hukuk güvenliği, dolayısıyla hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme de aynı yöndeki gerekçe ile düzenlemeyi oybirliğiyle iptal etmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/97, K: 2011/173 Sayılı Kararı (14/7/1965 Tarihli ve 657 Sayılı Kanun ile İlgili)
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 146. maddesinde yer alan itiraz konusu düzenlemeyle, devlet kurumlarında sürekli olarak çalışan avukatlar ile bir takım hukuk işleri yürüten görevlilerin yürüttükleri davalar dolayısıyla hükmedilecek yasal vekalet ücretlerinden alacakları parasal miktara bir üst sınır getirilmiştir. Düzenlemenin, serbest çalışan avukatlar ile avukatlık mesleği bakımından aynı hukuki durumda bulunan hazine avukatları arasında eşitsizliğe yol açtığı ve mülkiyet hakkına kamu yararına aykırı biçimde bir sınırlama getirdiği gerekçeleriyle Anayasa’nın 10. ve 35. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Mahkeme, serbest çalışan avukatlar ile kamu avukatlarının durumları arasında farklılık olduğunu, kamu avukatları yönünden maaş güvencesiyle Anayasa’nın 55. maddesinde öngörülen adaletli ücret gerekliliğinin de sağlandığını belirtmiş, düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna oybirliğiyle varmıştır.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

18.02.2012

Anayasa Mahkemesinin E: 2009/1, K: 2011/82 Sayılı Kararı (4/12/2004 Tarihli ve 5271 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 25/5/2005 Tarihli ve 5353 Sayılı Kanun ile İlgili)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesinde yer alan itiraz konusu iki düzenlemeden ilki ile ceza yargılamasında telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi kurumu temel hükümleri, diğeriyle de kurumun işletilmesine ilişkin süreler belirlenmiştir. İlk düzenlemenin, hakkında söz konusu tedbire başvurulacağına ilişkin karar verilmiş olanlarla iletişime geçen ancak kendisi yönünden öngörülen koşullar yerine getirilmemiş kişilerin de bu yolla hükümde geçen tedbirlere maruz bırakılmalarına olanak verdiği; ikinci düzenlemenin ise örgütlü suçlar yönünden hükümde geçen tedbirlere ilişkin azami üst süre sınırı belirlenmediği gerekçeleriyle her iki hükmün özel hayatın gizliliği ile haberleşme hürriyetine, dolayısıyla Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme özel hayatın gizliliği ile haberleşme özgürlüğünün mutlak ve sınırsız olmadığını; itiraz konusu düzenlemelerin ilgili hükümlerde gösterilen sınırlama nedenlerine, ek güvencelere ve Anayasa’da öngörülen genel sınırlama rejimine uygun olarak sınırlandığını belirtmiş, iptal talebini reddetmiştir. Karar, örgütlü suçlarda nihai üst süre sınırını ortadan kaldıran cümle dışındaki ifadeler yönünden oybirliğiyle verilmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/10, K: 2011/110 Sayılı Kararı (19/3/1969 Tarihli ve 1136 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 23/1/2008 Tarihli ve 5728 Sayılı Kanun ile İlgili)
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 35. maddesinde yer alan itiraz konusu düzenleme ile, sermayesi belirli miktarın üzerindeki anonim şirketler için sürekli sözleşmeli avukat çalıştırma zorunluluğu getirilmiş, bu zorunluluğa uyulmamasının yaptırımı idari para cezası olarak gösterilmiştir. Bu düzenleme ile anonim şirketler yönünden getirilen avukat çalıştırma zorunluluğunun avukatların yapabileceği çeşitli işlerin bulunması karşısında belirsiz olduğu gerekçesiyle hukuki belirlilik ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesine; sözleşme özgürlüğüne ve dolayısıyla Anayasa’nın 48. maddesine; aynı durumda bulunan şirketler arasında sermaye farklılığı nedeniyle eşitsizlik yaratıldığı gerekçesiyle Anayasa’nın 10. maddesine ve öngörülen yaptırımın Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun belirlemelerine endekslenmesi nedeniyle cezaların yasallığı ilkesine ve dolayısıyla Anayasa’nın 38. maddesine aykırılık iddia edilmiştir. Mahkeme, büyük sermayeli anonim şirketlerin kamuyu ilgilendiren bir yanlarının bulunduğunu ve devletin bu alana müdahale edip çeşitli düzenlemeler getirmesinin zorunlu sayılabileceğini; bu şirketlerin sosyal ve ekonomik işlevleri bakımından diğer şirketlerden farklı olduklarını ve bu nedenle farklı hükümlere tabi kılınmalarının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağını; öngörülen yaptırımlar yönünden bir belirsizliğin söz konusu olmadığını ve suçun işlenmesinden önce cezanın açıkça saptanabileceğini belirterek iptal talebini oybirliğiyle reddetmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/93, K: 2012/9 (Yürürlüğü Durdurma) Sayılı Kararı (31/12/1960 Tarihli ve 193 Sayılı Kanun, 13/12/1983 Tarihli ve 178 Sayılı KHK, 9/1/1985 Tarihli ve 3146, 1/6/1989 Tarihli ve 3568, 29/6/2001 Tarihli ve 4706, 22/5/2003 Tarihli ve 4857 Sayılı Kanunlarda Değişiklik Yapan 23/7/2010 Tarihli ve 6009 Sayılı Kanun ile İlgili)
Karar ile çeşitli kanun hükümlerine ilişkin yürürlüğün durdurulması talepleri sonuca bağlanmıştır. Bunlardan sadece, 193 sayılı Kanun’un geçici 69. maddesinin birinci fıkrasına eklenen “Şu kadar ki, vergi matrahlarının tespitinde yatırım indirimi istisnası olarak indirim konusu yapılacak tutar, ilgili kazancın % 25’ini aşamaz.” biçimindeki cümlenin, 9.2.2012 günlü, E.2010/93, K.2012/20 sayılı kararla iptal edildiği ve bu cümlenin, uygulanmasından doğacak sonradan giderilmesi güç veya olanaksız durum ve zararların önlenmesi ve iptal kararının sonuçsuz kalmaması gerekçeleriyle kararın Resmî Gazete’de yayımlanacağı güne kadar yürürlüğü oybirliğiyle durdurulmuştur.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

HOŞGELDİNİZ

“Yaşayan Anayasa”ya hoşgeldiniz. Bu web günlüğünü güncel anayasa gelişmelerini takip etmek için tutmaya başlamıştık. Böylece hem kendimiz hem okuyucularımız için bir “anayasal hafıza” oluşturmayı amaçlıyorduk. Bugüne kadar bu günlük, en azından bizim açımızdan, bu amaca layığıyla hizmet etti.
Zaman içerisinde, hukuk alanında internet kaynakları çeşitlendi. Dolayısıyla anayasa haberlerini takip etmek isteyen okuyucular için seçenekler çoğaldı. Biz artık anayasa haberlerini takip etme işini, aşağıda “Bağlantılar” bölümünde adreslerini verdiğimiz bu sitelere bırakıp, “anayasal hafıza”nın oluşumuna farklı bir biçimde katkıda bulunmak istiyoruz.
Bu sitede bundan böyle ağırlıklı olarak anayasal konulara ilişkin kısa yorumlara yer vereceğiz. Bu yorumları, dijital okur-yazarlığın gerekli kıldığı biçimde, kısa ve olabildiğince açıklayıcı bir üslupla kaleme almaya çalışacağız. Günlük notlarının yetmediği yerde yorum ve analizler devreye girecek. Sitemizdeki bir başka yenilik de “Anayasa Okumaları” olacak. Bu başlık altında postalayacağımız notlarla karşımıza çıkan yeni ve ilginç anayasa çalışmalarını okuyucularımızla paylaşacağız.
İyi okumalar…

DİĞER ÇALIŞMALAR

Doç. Dr. Levent GÖNENÇ’in diğer yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Dr. Ersoy KONTACI’nın yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Sitemizde daha önce yayımlanan “Analizler” ve “Yorumlar” için tıklayınız.

KATKILAR

Sitemize katkıda bulunan akademisyenlerin çalışmaları için tıklayınız.

HAZIRLAYANLAR

Levent GÖNENÇ [LG]
Ersoy KONTACI [EK]
Deniz POLAT [DP]
Ali Erdem DOĞANOĞLU [AED]

İLETİŞİM

yasayananayasa@gmail.com

Yönetici Alanı