Ali Erdem Doğanoğlu, "Cumhurbaşkanının Görev Süresinin Belirlenmesi Sorunu", Ankara Barosu Dergisi, Yıl 2011, Sayı 3.

30.01.2012-12.02.2012 Güncel Anayasa Mahkemesi Kararları

GÜNCEL ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI

03.02.2012

Anayasa Mahkemesinin E: 2004/10, K: 2009/68 Sayılı Kararı (10/12/2003 Tarihli ve 5018 Sayılı Kanun ile İlgili)
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ilgili olduğu konuya ilişkin temel ilke ve kurumları düzenleyen bazı hükümleri ile teknik ayrıntıları düzenleyen birçok hükmünün Anayasa’ya aykırılığı iddia edilmiştir. Bunlardan sadece, Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nda düzenlenecek hususları gösteren hükümde yer alan ve bütçe kanununa o kanunun ilgili olduğu yıl için başka birtakım kanun hükümlerinin uygulanamayacağı yönünde hüküm koyma yetkisi veren ibare, bütçe kanunu dışındaki söz konusu birtakım kanunlarda değişiklik yapmak anlamına geldiği ve bunun Anayasa’nın 88. 89. ve 161. maddelerinde gösterilen esaslara aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

07.02.2012

Anayasa Mahkemesinin E: 2009/89, K: 2011/40 Sayılı Kararı (4/1/1961 Tarihli ve 213 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 23/1/2008 Tarihli ve 5728 Sayılı Kanun ile İlgili)
İtiraz konusu ilk düzenlemeye göre, vergi incelemesi yapan çeşitli farklı statülerdeki görevlilerden bir kısmı, yaptıkları inceleme sonucunda suç işlendiği kanaatine varırlarsa doğrudan savcılığa suç duyurusunda bulunurlar; diğer görevlilerin ise durumu savcılığa taşıyabilmeleri için ilgili vergi dairesi başkanlığı ya da defterdarlığın mütalaasını almaları şarttır. Bu şekilde ilgili kamu görevlileri arasında yaratılan farklılığın eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme, farklı statülerde bulunanların farklı hükümlere tabi kılınmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağı gerekçesiyle iptal talebini oybirliğiyle reddetmiştir. İtiraz konusu diğer düzenlemelere göre de, savcılığın, başka bir yolla vergi suçu işlendiğine ilişkin bilgi edinmesi durumunda, konuyu ilgili vergi dairesine bildirip inceleme yapılmasını isteyeceği ve dava açılmasının inceleme sonucunun savcılığa bildirilmesine erteleneceği öngörülmüştür. Bunun, idarenin yargıya müdahalesini olanaklı kıldığı gerekçesiyle Anayasa’nın 2. 11. ve 138. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme, savcılığın vergi dairesi kanalıyla alacağı mütalaanın teknik bir gereklilik olarak savcılığa yardım edecek nitelikte olduğunu ve savcılığı bağlamayacağını gerekçe göstererek iptal talebini oybirliğiyle reddetmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/28, K: 2011/139 Sayılı Kararı (14/7/1965 Tarihli ve 657 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 12/5/1982 Tarihli ve 2670 Sayılı Kanun ile İlgili)
Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan itiraz konusu düzenlemeyle, belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak, kademe ilerleme cezasını gerektiren bir disiplin suçu olarak gösterilmiştir. Bu hüküm nedeniyle hiçbir kötü niyeti olmaksızın sırf dikkatsizlik, özensizlik ve hatta sürece ilişkin teknik ayrıntılarla ilgili kabul edilebilir bir bilgisizlik nedeniyle yükümlülüğünü yerine getiremeyenlerin de ağır bir yaptırımla karşılaşma olasılığının bulunması ve ayrıca hükümdeki belirsizlikler nedeniyle Anayasa’nın 2. ve 38. maddelerine aykırılık iddia edilmiştir. Mahkeme, düzenlemenin yasama organının takdir yetkisi kapsamında değerlendirilebileceğini ve düzenlemede iddia edilen türden bir belirsizliğin olmadığını ileri sürerek, iptal talebini oybirliğiyle reddetmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/71, K: 2011/143 Sayılı Kararı (22/11/2001 Tarihli ve 4721 Sayılı Kanun ile İlgili)
İtiraz konusu kuralla, kayyım atanmamışsa erginliğinden başlamak üzere çocuğa bir yıl içerisinde babalık davası açma hakkı verilmiştir. İtiraz başvurusunda, kişinin soybağını bilmesinin en temel haklarından birisi olduğu belirtilmiş, dava açma hakkının itiraz konusu kural ile belli bir süreyle sınırlandırılmasının Anayasa’nın temel ilkeleri ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve dolayısıyla Anayasa’nın birçok hükmüne aykırı olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme hukuk devleti ve hukuk devletinin birer unsuru olarak hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri uyarınca kanun koyucunun dava açma hakkını kesin bir süreyle sınırlandırma yetkisinin bulunduğunu, ancak bunun ölçülülük gibi başka anayasal sınırlar dahilinde yapılabileceğini, sonuçta çocuğa tanınan bir yıllık sürenin yeterli, makul ve orantılı olmadığını belirtmiş, düzenlemenin Anayasa’nın 2. 17. ve 36. maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline hükmetmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/114, K: 2011/148 Sayılı Kararı (25/10/1963 Tarihli ve 353 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 19/6/2010 Tarihli ve 6000 Sayılı Kanun ile İlgili)
Askeri ceza yargısında mahkemelerin görevlerine ilişkin düzenlemedeki itiraz konusu hükme göre, yargılamanın tek hakim ya da üç hakim tarafından yapılması suçun niteliğinden başka sanığın rütbesine göre de değişmektedir. Bunun Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme, askeri ceza yargılamasında göreve ilişkin hususları belirlemenin kanun koyucunun yetkisinde olduğunu ve farklı statülerde bulunanların farklı hükümlere tabi kılınmasının da eşitlik ilkesine aykırılık yaratmayacağını belirterek iptal talebini oybirliğiyle reddetmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2011/11, K: 2011/151 Sayılı Kararı (26/5/2005 Tarihli ve 5355 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 29/12/2005 Tarihli ve 5445 Sayılı Kanun ile İlgili)
İtiraz konusu düzenlemeyle “mahalli idare birlikleri” adı verilen ve yerinden yönetim esası doğrultusunda kurulmuş birimlerin çeşitli kararlarına karşı merkezi yönetime bağlı birim ve görevlilerce idari yargıya başvurulabileceği hükme bağlanmıştır. Bunun idarenin bütünlüğü ilkesine ve dolayısıyla Anayasa’nın 123. ve 127. maddelerine aykırı olduğu iddia edilmiştir. Mahkeme, düzenlemenin idari vesayet kapsamında değerlendirilebileceğini ve idari vesayetin en önemli iki özelliğinin kanunilik ve istisnailik olduğunu belirtmiş, bu esaslara uygun düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı sonucuna varmıştır.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/26, K: 2011/161 Sayılı Kararı (4/1/1961 Tarihli ve 213 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 25/6/2009 Tarihli ve 5917 Sayılı Kanun ile İlgili)
Daha önce, Maliye Bakanlığı ile bağlı kuruluşların merkez ve taşra teşkilatında çalışan memurlar ve sözleşmeli personele maaşlarının dışında ek ödeme yapılması konusunda Maliye Bakanına yetki verip de kadroları Maliye Bakanlığı’nda olmayan döner sermaye saymanlarına ek ödemede bulunulabilmesi için herhangi bir düzenlemeye yer vermeyen kanun hükmü Anayasa Mahkemesi tarafından eşitlik ilkesine aykırı görülerek iptal edilmiştir. Aynı içerikte bir hüküm yasama organı tarafından tekrar çıkarılmıştır. Mahkeme, söz konusu hükmün lafzı değil ama içeriği itibariyle daha önce iptal edilen hükümle aynı olduğunu tespit ederek, Anayasa’nın 153. maddesinde gösterilen Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna ilişkin düzenlemeye aykırılığın gerçekleştiği sonucuna varmıştır. Düzenlemeyi oybirliğiyle iptal etmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2010/113, K: 2011/164 Sayılı Kararı (7/5/1987 Tarihli ve 3359 Sayılı Kanunda Değişiklik Yapan 21/6/2005 Tarihli ve 5371 Sayılı Kanun ile İlgili)
İtiraz konusu düzenlemeyle, devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirmek üzere ataması yapılan tabipler ve uzman tabiplerden, belge ile ispatı mümkün zorunlu sebepler olmaksızın süresi içinde göreve başlamayanlar ile başladıktan sonra ayrılanların görev yapmadıkları gün sayısının Devlet hizmeti yükümlülük süresine ilave edileceği, ancak ilave edilen sürenin atama yerine göre belirlenen asıl süreden fazla olamayacağı öngörülmüştür. Bu düzenlemenin çalışma özgürlüğünün ölçüsüz bir şekilde sınırlandırılmasına yol açabilecek nitelikte olduğu ve söz konusu yükümlülük ile ulaşılmak istenen amaç arasında orantısızlık bulunduğu belirtilerek Anayasa’nın 13. ve 48. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Mahkeme, daha önceden tabiplere getirilen zorunlu hizmet yükümlülüğünün Anayasa’ya aykırılığını tartıştığına dikkat çekmiş, bu kapsamda yapılan değerlendirmede bu yükümlülüğün Anayasa’nın 18. maddesinde belirtilen vatandaşlık ödevi niteliğinde kabul edildiğini ve bu nedenle zorla çalıştırma yasağına aykırılık görülmediğini hatırlatmıştır. Ancak bu yükümlülüğe süreler eklenmesini öngören ve kamu hizmeti ihtiyacını karşılamak amacına yönelik olmayıp, yükümlülüğü yerine getirmeyen kişilere bir yaptırım niteliğinde olan itiraz konusu düzenlemenin, bu özellikleri itibariyle zorla çalıştırma yasağı ve çalışma özgürlüğüne aykırılık meydana getirdiği sonucuna varılmış ve iptal kararı verilmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

Anayasa Mahkemesinin E: 2011/17, K: 2011/171 Sayılı Kararı (26/9/2004 Tarihli ve 5237 Sayılı Kanun ile İlgili)
Görevi kötüye kullanma suçunun cezasının alt ve üst sınırlarında indirim öngören düzenlemenin, suç ve ceza arasındaki adil dengeyi bozduğu, yargıya güveni sarstığı, çeşitli derdest dosyaların zamanaşımına uğraması ihtimalini doğurduğu gibi gerekçelerle Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmüştür. Mahkeme, ceza siyasetini belirleme yetkisi kapsamında cezaların miktarını değiştirmenin yasa koyucunun takdirinde olduğunu belirterek iptal talebini oybirliğiyle reddetmiştir.
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız.

HOŞGELDİNİZ

“Yaşayan Anayasa”ya hoşgeldiniz. Bu web günlüğünü güncel anayasa gelişmelerini takip etmek için tutmaya başlamıştık. Böylece hem kendimiz hem okuyucularımız için bir “anayasal hafıza” oluşturmayı amaçlıyorduk. Bugüne kadar bu günlük, en azından bizim açımızdan, bu amaca layığıyla hizmet etti.
Zaman içerisinde, hukuk alanında internet kaynakları çeşitlendi. Dolayısıyla anayasa haberlerini takip etmek isteyen okuyucular için seçenekler çoğaldı. Biz artık anayasa haberlerini takip etme işini, aşağıda “Bağlantılar” bölümünde adreslerini verdiğimiz bu sitelere bırakıp, “anayasal hafıza”nın oluşumuna farklı bir biçimde katkıda bulunmak istiyoruz.
Bu sitede bundan böyle ağırlıklı olarak anayasal konulara ilişkin kısa yorumlara yer vereceğiz. Bu yorumları, dijital okur-yazarlığın gerekli kıldığı biçimde, kısa ve olabildiğince açıklayıcı bir üslupla kaleme almaya çalışacağız. Günlük notlarının yetmediği yerde yorum ve analizler devreye girecek. Sitemizdeki bir başka yenilik de “Anayasa Okumaları” olacak. Bu başlık altında postalayacağımız notlarla karşımıza çıkan yeni ve ilginç anayasa çalışmalarını okuyucularımızla paylaşacağız.
İyi okumalar…

DİĞER ÇALIŞMALAR

Doç. Dr. Levent GÖNENÇ’in diğer yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Dr. Ersoy KONTACI’nın yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Sitemizde daha önce yayımlanan “Analizler” ve “Yorumlar” için tıklayınız.

KATKILAR

Sitemize katkıda bulunan akademisyenlerin çalışmaları için tıklayınız.

HAZIRLAYANLAR

Levent GÖNENÇ [LG]
Ersoy KONTACI [EK]
Deniz POLAT [DP]
Ali Erdem DOĞANOĞLU [AED]

İLETİŞİM

yasayananayasa@gmail.com

Yönetici Alanı