Ali Erdem Doğanoğlu, "Cumhurbaşkanının Görev Süresinin Belirlenmesi Sorunu", Ankara Barosu Dergisi, Yıl 2011, Sayı 3.

Bahçeşehir Toplantıları Üzerine Notlar - I (Çoğunluk İradesi - Sınırlı İktidar Gerilimi)

Mensubu olduğum anabilim dalından arkadaşım Ali Erdem Doğanoğlu, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen ve birlikte katıldığımız bir toplantı öncesinde ve yine bu toplantı vesilesiyle ilginç bir makale tutuşturdu geçenlerde elime: Lawrence G. Sager, “Constitutonal Justice”, Legislation and Public Policy, Vol 6, No. 11 (2002), ss. 11-19. Makalede, esas olarak halen New York Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde görev yapan Prof. Jeremy Waldron’un Clerendon Press’ten çıkan 1999 tarihli Law and Disagreement başlıklı kitabında dile getirdiği görüşlerin eleştirisi konu alınıyor.

Bu makalenin benim için ilginç olan yönü; içinde, bu sıralar yazmayı düşündüğüm başka bir makalenin ana fikrine evrensel boyutta destek sağlayan bir dizi akıl yürütmeye yer verilmesi. Bu bağlamda makalede, aslen Yeni Zelanda doğumlu olmakla birlikte tipik bir Amerikan Liberali olarak görülebilecek olan Jeremy Waldron’un temsilciliğini yaptığı ve benim burada “naif liberalizm” diye adlandıracağım bir yaklaşımın eleştirisi konu alınıyor. Bu naif liberal yaklaşımın argümanları çok tanıdık: Her biri her anlamda ve mutlak olarak eşit olarak kabul edilen birey(ler)in doğasına ilişkin kimi iddia ve tespitlerden (ki bunlara, genel olarak “insan doğası varsayımları” da diyebiliriz) ve bunlardan güç alan kimi ahlâki yargılardan yola çıkılıyor ve “insanların kararlarına nasıl karışabilirsiniz ki?” türünden sonuçlara ulaşılıyor.

Waldron, benzer bir yol haritasını takip ettiği kitabında bireylerin “epistemik kapasitesi” (epistemic capacity) ve “müzakereye taraf olma haklarından” (deliberative entitlement) hareket ediyor ve buradan uzuun bir sıçrama yaparak; temsili demokrasiye dayanan sistemlerde temel siyasal karar alma zeminleri olan parlamentoların iradesinin yargısal denetim ve kontrol mekanizmalarıyla (yani özetle ve temel olarak Anayasa Mahkemeleri eliyle) sınırlandırılmasını öngören klasik anayasa hukuku teorisini şiddetle reddediyor.

Waldron’un bunu nasıl yaptığını ve Sager’in de bunu nasıl eleştirdiğini etraflıca düşünmeyi, ilgili yayınların müstakbel okuyucularına devrederek, ben burada kendi çalışma taslağıma dönmek istiyorum. Biraz da Türkiye’yi dışarıdan izleyen/dinleyen akademik çevrelere (bilgi kirliliğinden arındırılmış) bilgi sunma ihtiyacından hareketle İngilizce kaleme almayı arzu ettiğim çalışmanın başlığı: “Rediscovery of Counter-Majoritarian Institutions for the Survival of Turkish Democracy”.

Gerçekten, Türkiye için Rusya’da görülen türden bir demokrasinin(!) biraz daha “Ortadoğulu” bir sürümünden ibaret bir gelecek tasavvur etmiyorsak eğer; sistem içinde Yürütme Organı’nın sürekli ve ölçüsüz bir biçimde güçlenmesine ve Yasama ve Yargı’nın da bu derece işlevsiz, edilgen ve hatta bir adım öteye geçerek söyleyelim; Yürütme iktidarına “tâbi” konuma geldiği bir yapının dışındaki alternatifler üzerine düşünmeye başlamamız gerekiyor.

İşte ben de, düşünmeye buradan başlamayı öneriyorum bu çalışmada: “Türk Demokrasi’sinin Varlığını Sürdürebilmesi için, Çoğunluk-Karşıtı Kurumların Yeniden Keşfi”nden yani.

EK

Temel Yasa ve Torba Yasa

“Torba yasa” ve “temel yasa”, anayasa ve parlamento hukukumuza son zamanlarda giren iki kavram. Öncelikle şu noktanın altını çizmemiz gerekiyor; “torba yasa” Anayasada ve TBMM İçtüzüğünde tanımlanmış bir yasa biçimi değil; günlük kullanımdan anayasa literatürüne geçen bir terim. “Temel yasa” ise TBMM İçtüzüğünün 91. maddesinde tanımlanıyor. Uygulamada torba yasalar temel yasa yöntemine göre görüşülüyor. Bunun anlamı, onlarca ayrı yasada yapılan onlarca değişiklik, İçtüzüğün 91. maddesinden faydalanılarak TBMM’den hızlı vitese takılmış bir şekilde geçiriliyor. Son örnek; 13.02.2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların YenidenYapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkkında Kanun. Bu yasa toplam 234 maddeden oluşyor ve 66 ayrı yasa ve 7 KHK’de değişiklik yapıyor.

Özellikle AKP iktidarı zamanında sıklıkla kullanılan bu özel yasama yönteminin çeşitli sakıncaları var. Teknik açıdan ortaya çıkan en önemli sakınca, son oylamada farklı konuları düzenleyen bir çok hükmün bir arada, yani tek bir torba içinde oylanması. Böyle bir uygulama milletvekillerinin değiştirilen yasalara ilişkin ayrı ayrı irade ortaya koymalarını engelliyor. Torba yasaların pratik açıdan sakıncası ise, söz konusu yasalara özelikle komisyon aşamasında, daha önce gündeme getirilmeyen bazı hükümlerin eklenmesi. Bu şekilde şişirilen torba yasalar kamuoyu açısından (çoğu zaman hoş olmayan) sürprizler içerebiliyor.

Bu yöntem yasama sürecinde zaman kazanmak için icad edilmiş bir yöntem, ancak fikrimce götürdüğü getirdiğinden çok. Olabildiğince az kullanılmalı veya hiç kullanılmamalı.

Şeref İba’nın, “Ülkemizde ‘Torba Kanun’ ve ‘Temel Kanun’ Uygulamaları” başlıklı makalesini okurken…. (Ankara Barosu Dergisi, 2011/1, 197-202)

LG

HOŞGELDİNİZ

“Yaşayan Anayasa”ya hoşgeldiniz. Bu web günlüğünü güncel anayasa gelişmelerini takip etmek için tutmaya başlamıştık. Böylece hem kendimiz hem okuyucularımız için bir “anayasal hafıza” oluşturmayı amaçlıyorduk. Bugüne kadar bu günlük, en azından bizim açımızdan, bu amaca layığıyla hizmet etti.
Zaman içerisinde, hukuk alanında internet kaynakları çeşitlendi. Dolayısıyla anayasa haberlerini takip etmek isteyen okuyucular için seçenekler çoğaldı. Biz artık anayasa haberlerini takip etme işini, aşağıda “Bağlantılar” bölümünde adreslerini verdiğimiz bu sitelere bırakıp, “anayasal hafıza”nın oluşumuna farklı bir biçimde katkıda bulunmak istiyoruz.
Bu sitede bundan böyle ağırlıklı olarak anayasal konulara ilişkin kısa yorumlara yer vereceğiz. Bu yorumları, dijital okur-yazarlığın gerekli kıldığı biçimde, kısa ve olabildiğince açıklayıcı bir üslupla kaleme almaya çalışacağız. Günlük notlarının yetmediği yerde yorum ve analizler devreye girecek. Sitemizdeki bir başka yenilik de “Anayasa Okumaları” olacak. Bu başlık altında postalayacağımız notlarla karşımıza çıkan yeni ve ilginç anayasa çalışmalarını okuyucularımızla paylaşacağız.
İyi okumalar…

DİĞER ÇALIŞMALAR

Doç. Dr. Levent GÖNENÇ’in diğer yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Dr. Ersoy KONTACI’nın yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Sitemizde daha önce yayımlanan “Analizler” ve “Yorumlar” için tıklayınız.

KATKILAR

Sitemize katkıda bulunan akademisyenlerin çalışmaları için tıklayınız.

HAZIRLAYANLAR

Levent GÖNENÇ [LG]
Ersoy KONTACI [EK]
Deniz POLAT [DP]
Ali Erdem DOĞANOĞLU [AED]

İLETİŞİM

yasayananayasa@gmail.com

Yönetici Alanı