Ali Erdem Doğanoğlu, "Cumhurbaşkanının Görev Süresinin Belirlenmesi Sorunu", Ankara Barosu Dergisi, Yıl 2011, Sayı 3.

Temel Yasa ve Torba Yasa

“Torba yasa” ve “temel yasa”, anayasa ve parlamento hukukumuza son zamanlarda giren iki kavram. Öncelikle şu noktanın altını çizmemiz gerekiyor; “torba yasa” Anayasada ve TBMM İçtüzüğünde tanımlanmış bir yasa biçimi değil; günlük kullanımdan anayasa literatürüne geçen bir terim. “Temel yasa” ise TBMM İçtüzüğünün 91. maddesinde tanımlanıyor. Uygulamada torba yasalar temel yasa yöntemine göre görüşülüyor. Bunun anlamı, onlarca ayrı yasada yapılan onlarca değişiklik, İçtüzüğün 91. maddesinden faydalanılarak TBMM’den hızlı vitese takılmış bir şekilde geçiriliyor. Son örnek; 13.02.2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların YenidenYapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkkında Kanun. Bu yasa toplam 234 maddeden oluşyor ve 66 ayrı yasa ve 7 KHK’de değişiklik yapıyor.

Özellikle AKP iktidarı zamanında sıklıkla kullanılan bu özel yasama yönteminin çeşitli sakıncaları var. Teknik açıdan ortaya çıkan en önemli sakınca, son oylamada farklı konuları düzenleyen bir çok hükmün bir arada, yani tek bir torba içinde oylanması. Böyle bir uygulama milletvekillerinin değiştirilen yasalara ilişkin ayrı ayrı irade ortaya koymalarını engelliyor. Torba yasaların pratik açıdan sakıncası ise, söz konusu yasalara özelikle komisyon aşamasında, daha önce gündeme getirilmeyen bazı hükümlerin eklenmesi. Bu şekilde şişirilen torba yasalar kamuoyu açısından (çoğu zaman hoş olmayan) sürprizler içerebiliyor.

Bu yöntem yasama sürecinde zaman kazanmak için icad edilmiş bir yöntem, ancak fikrimce götürdüğü getirdiğinden çok. Olabildiğince az kullanılmalı veya hiç kullanılmamalı.

Şeref İba’nın, “Ülkemizde ‘Torba Kanun’ ve ‘Temel Kanun’ Uygulamaları” başlıklı makalesini okurken…. (Ankara Barosu Dergisi, 2011/1, 197-202)

LG

“Aşamalı Anayasa Yapımı” Üzerine Düşünceler

Levent Gönenç, 25 Mayıs 2011 tarihli notunda, etnik ve dini açıdan bölünmüş toplumlarda işlevsel olabilecek bir anayasa yapım sürecine; yani “Aşamalı anayasa yapımı yaklaşımı”na (incrementalist aprroach to constitution-making) dikkat çekiyor. Bu yaklaşımın özünde ise, “…devletin üzerine yükseleceği temel ilkeler, kurumlar üzerinde önemli görüş ayrılıkları…” barındıran toplumlarda, en azından kısa vadede çözümlenemeyeceği anlaşılan bazı temel meselelerin “olağan siyasal süreçlere” bırakılması ve bu “olağan süreçlerin” işleyebilmesi için de, bahse konu temel meseleler hakkında anayasada yuvarlak ve belirsiz ifadeler kullanılması yer almakta.

Bence, bu yaklaşımın Türkiye’de uygulanabilirliğine ilişkin önerilerin, yalnızca “anayasa yapım süreci” yönünden değil, ama “olağan siyasal süreçler” yönünden de geliştirilmesi gerekiyor. Bu bağlamda dikkat çekmek istediğim konu, Türkiye’de gördüğümüz “olağan siyasal süreç” ile gelişmiş demokrasilerde görmeye alışık olduğumuz “olağan siyasal süreçler” arasındaki makasın gittikçe açılmakta olduğudur. Gerçekten, Türkiye’de toplumsal/siyasal muhalefet odaklarının çeşitli “operasyon”larla etkisizleştirildiği, kimi muhalefet partilerinin seçim öncesi dönemde ardı ardına patlayan “kaset skandallarıyla” siyasal yarışın dışına itilmek istendiği, basın özgürlüğüne, internet sansürüne ve yargının siyasallaşmasına yönelik ciddi kaygıların olduğu bir dönemde, herhangi bir anayasa yapım süreci sonrasında evrensel demokratik standartlara uygun bir biçimde işleyecek bir “olağan siyasal sürecin” öngörülmesi gittikçe zorlaşmaktadır. Böyle bir durumda ise, esaslı meselelere ilişkin yuvarlak ve belirsiz ifadeler taşıyan bir anayasanın, sorunların uzun vadede çözümüne yönelik esnek bir arka plân oluşturmaktan ziyade, klâsik anayasacılığın en temel işlevleri olan “iktidarın sınırlanması” ve “birey özgürlüklerinin korunması” konularında dahi bugünkünden daha kötü bir performans sergilemesi söz konusu olabilecektir.

Belki de bütün bu tartışmalar arasında sıklıkla gözden kaçırılan önemli bir nokta; Türkiye’de “demokratik bir anayasa nasıl yapılmalıdır?” sorusundan önce, “demokratik bir toplumda siyaset nasıl yapılmalıdır?” sorusunun cevabı üzerinde geniş tabanlı bir uzlaşmaya ihtiyacımız olduğudur.

EK

Aşamalı Anayasa Yapımı Yaklaşımı

“Aşamalı anayasa yapımı yaklaşımı” (incrementalist aprroach to constitution-making) Hanna Lerner’in çalışmalarında karşıma çıkan bir kavram. Lerner bu kavramla, derin bir şekilde bölünmüş toplumlarda nasıl anayasa yapılabileceğini açıklamaya girişiyor. Lerner’a göre; etnik ve dini anlamda bölünmüş toplumlarda, devletin üzerine yükseleceği temel ilkeler, kurumlar üzerinde önemli görüş ayrılıkları mevcuttur. Giderilmesi güç bu görüş ayrılıkları, geniş bir uzlaşmaya dayanan, meşruiyeti yüksek bir anayasanın kabulünü engeller. Bu durumda yazara göre izlenecek strateji; çözülemeyen bu temel meselelere ilişkin kesin kararlar almaktan kaçınmak, bu meseleler hakkında anayasada yuvarlak ve belirsiz ifadeler kullanmak ve bunların çözümünü anayasa yapımı sonrası olağan siyasal süreçlere bırakmaktır.

Hanna Lerner (2010), “Constitution-writing in Deeply Divided Societies: The Incrementalist Approach”, Nations and Nationalism, Vol. 16, No. 1, 68-88.

Belli noktalarda olgunlaştırılması gerekmekle birlikte, fikrimce “aşamalı anayasa yapımı yaklaşımı” Türkiye için kullanılabilir bir kavramsal çerçeve sunuyor. Lerner’in bu konuyu kapsamlı bir biçimde ele aldığı kitabı Haziran ayında yayımlanacak.

LG

HOŞGELDİNİZ

“Yaşayan Anayasa”ya hoşgeldiniz. Bu web günlüğünü güncel anayasa gelişmelerini takip etmek için tutmaya başlamıştık. Böylece hem kendimiz hem okuyucularımız için bir “anayasal hafıza” oluşturmayı amaçlıyorduk. Bugüne kadar bu günlük, en azından bizim açımızdan, bu amaca layığıyla hizmet etti.
Zaman içerisinde, hukuk alanında internet kaynakları çeşitlendi. Dolayısıyla anayasa haberlerini takip etmek isteyen okuyucular için seçenekler çoğaldı. Biz artık anayasa haberlerini takip etme işini, aşağıda “Bağlantılar” bölümünde adreslerini verdiğimiz bu sitelere bırakıp, “anayasal hafıza”nın oluşumuna farklı bir biçimde katkıda bulunmak istiyoruz.
Bu sitede bundan böyle ağırlıklı olarak anayasal konulara ilişkin kısa yorumlara yer vereceğiz. Bu yorumları, dijital okur-yazarlığın gerekli kıldığı biçimde, kısa ve olabildiğince açıklayıcı bir üslupla kaleme almaya çalışacağız. Günlük notlarının yetmediği yerde yorum ve analizler devreye girecek. Sitemizdeki bir başka yenilik de “Anayasa Okumaları” olacak. Bu başlık altında postalayacağımız notlarla karşımıza çıkan yeni ve ilginç anayasa çalışmalarını okuyucularımızla paylaşacağız.
İyi okumalar…

DİĞER ÇALIŞMALAR

Doç. Dr. Levent GÖNENÇ’in diğer yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Dr. Ersoy KONTACI’nın yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Sitemizde daha önce yayımlanan “Analizler” ve “Yorumlar” için tıklayınız.

KATKILAR

Sitemize katkıda bulunan akademisyenlerin çalışmaları için tıklayınız.

HAZIRLAYANLAR

Levent GÖNENÇ [LG]
Ersoy KONTACI [EK]
Deniz POLAT [DP]
Ali Erdem DOĞANOĞLU [AED]

İLETİŞİM

yasayananayasa@gmail.com

Yönetici Alanı