Ali Erdem Doğanoğlu, "Cumhurbaşkanının Görev Süresinin Belirlenmesi Sorunu", Ankara Barosu Dergisi, Yıl 2011, Sayı 3.

90. Maddenin Uygulaması

Bilindiği gibi, Anayasanın 90. maddesinin 5. fıkrasına 2004 yılında eklenen cümle ile usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınması öngörüldü.

Bu düzenlemenin hukuk sisteminde nasıl uygulanacağı, ne gibi sonuçlar doğuracağı, yürürlüğe girdiği günden beri tartışma konusu oldu. Bu bağlamda, özellikle ilk derece mahkemelerinin bu hükme dayanarak karar verip veremeyecekleri konusu üzerinde duruldu. Bildiğimiz kadarıyla bu mahiyette kararları içeren bir veri tabanı mevcut değil. Dolayısıyla, 90. maddenin ilk derece mahkemeleri tarafından uygulanmasına ilişkin örnekleri ancak basına yansıdığı ölçüde ve basına yansıdığı biçimde öğrenebiliyoruz. Geçenlerde Hürriyet gazetesinde konuyla ilgili bir haber yayımlandı (17 Temmuz 2011, “Mahkemeden Bekarlık Soyadına Onay”). İlginç bir örnek olması nedeniyle haberi aynen alıntılıyorum:

Karadeniz Teknik Üniversitesi Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışan Hatice Yılmaz Yüksekyıldız, 13 Ocak 2011′de, evlilik soyadının iptaline ve yalnızca bekarlık soyadını kullanmasına karar verilmesi talebiyle avukatı Alev Yıldız aracılığıyla dava açtı.

Aynı zamanda uluslararası gemilerde 3. kaptan olarak çalıştığını, birçok ülkeye “Yılmaz” soyadıyla girdiğini ve mesleğinde bu soyadıyla tanındığını ifade eden Hatice Yılmaz Yüksekyıldız, 2010′da eşi Ercan Yüksekyıldız ile evlendiğini, Türk Medeni Kanununun 187. maddesi gereğince bekarlık soyadı yanında eşinin soyadını da kullanmak zorunda kaldığını kaydetti.

Bu nedenle mesleğinde bazı sorunlarla karşılaştığını bildiren Hatice Yılmaz Yüksekyıldız, birey olarak, kendi soyadını kullanma hakkının kişiye sıkı sıkıya bağlı, devredilemez hak olduğuna dikkati çekti ve Türk Medeni Kanununun 187. maddesinin, Türkiye’nin onayladığı uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu ifade etti.

Dava, Ankara 11. Aile Mahkemesinde görüldü. Dahili davalı Ercan Yüksekyıldız da eşinin kişilik haklarının korunmasına yönelik olarak, kendi soyadını kullanma isteğini kabul ettiğini dava sürecinde mahkemeye bildirdi.

Hakim Mustafa Karadağ da Hatice Yılmaz’ın, yalnızca bekarlık soyadını kullanma talebini uygun bularak, davanın kabulüne karar verdi.

Hakim Karadağ’ın yazdığı gerekçeli kararda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini (AİHS) onaylayan devletlerin, cinsiyet de dahil olmak üzere, hiçbir ayrımcılık yapılmadan herkesin hak ve özgürlüklerden yararlanmasının sağlanmasını taahhüt ettiğine dikkat çekildi.

Türkiye’nin onayladığı Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesinde de temel hak ve özgürlüklerin kadın ile erkek eşitliğine dayalı olarak kullanılmasının, ayrımcılık oluşturan mevzuatın değiştirilmesinin, evlenmede kadına erkeklerle eşit hak sağlanmasının ve bu arada aile adının eşitlik içinde seçilmesinin taahhüt edildiğine yer verildi.

Türkiye’nin onayladığı uluslararası sözleşmeler ile ulusal yasaların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde uluslararası sözleşme hükümlerinin esas alınacağının Anayasa’da düzenlendiğine işaret edilen kararda, Türk Medeni Kanununun 187. maddesinin, evlenen kadının, yalnızca bekarlık soyadını kullanma hakkını kullanmasına engel teşkil ettiği belirtildi.

Oysa Türkiye’nin onayladığı sözleşmelerin ve bunlara bağlı ek protokollerin, kadınların soyadını seçme hakkını temel hak olarak belirlediği kaydedilen kararda, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi ile Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin de eşlerin soyadı seçiminde eşitlik sağlanmasını önerdiklerine dikkat çekildi.

AİHM’nin benzer talepli davaları kabul ettiği hatırlatılan kararda, sonuç olarak Hatice Yılmaz’ın, mesleki bakımdan tanınırlığı nedeniyle evlendikten sonra da önceki soyadını kullanmakta hukuki yararı olduğu, bununla birlikte Türkiye’nin onayladığı uluslararası sözleşmeler ile protokollerin ve tavsiye kararlarının davada uygulanması gerektiği ifade edilerek, bu sebeple davanın kabulüne karar verildiği bildirildi.

LG

HOŞGELDİNİZ

“Yaşayan Anayasa”ya hoşgeldiniz. Bu web günlüğünü güncel anayasa gelişmelerini takip etmek için tutmaya başlamıştık. Böylece hem kendimiz hem okuyucularımız için bir “anayasal hafıza” oluşturmayı amaçlıyorduk. Bugüne kadar bu günlük, en azından bizim açımızdan, bu amaca layığıyla hizmet etti.
Zaman içerisinde, hukuk alanında internet kaynakları çeşitlendi. Dolayısıyla anayasa haberlerini takip etmek isteyen okuyucular için seçenekler çoğaldı. Biz artık anayasa haberlerini takip etme işini, aşağıda “Bağlantılar” bölümünde adreslerini verdiğimiz bu sitelere bırakıp, “anayasal hafıza”nın oluşumuna farklı bir biçimde katkıda bulunmak istiyoruz.
Bu sitede bundan böyle ağırlıklı olarak anayasal konulara ilişkin kısa yorumlara yer vereceğiz. Bu yorumları, dijital okur-yazarlığın gerekli kıldığı biçimde, kısa ve olabildiğince açıklayıcı bir üslupla kaleme almaya çalışacağız. Günlük notlarının yetmediği yerde yorum ve analizler devreye girecek. Sitemizdeki bir başka yenilik de “Anayasa Okumaları” olacak. Bu başlık altında postalayacağımız notlarla karşımıza çıkan yeni ve ilginç anayasa çalışmalarını okuyucularımızla paylaşacağız.
İyi okumalar…

DİĞER ÇALIŞMALAR

Doç. Dr. Levent GÖNENÇ’in diğer yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Dr. Ersoy KONTACI’nın yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Sitemizde daha önce yayımlanan “Analizler” ve “Yorumlar” için tıklayınız.

KATKILAR

Sitemize katkıda bulunan akademisyenlerin çalışmaları için tıklayınız.

HAZIRLAYANLAR

Levent GÖNENÇ [LG]
Ersoy KONTACI [EK]
Deniz POLAT [DP]
Ali Erdem DOĞANOĞLU [AED]

İLETİŞİM

yasayananayasa@gmail.com

Yönetici Alanı