Ali Erdem Doğanoğlu, "Cumhurbaşkanının Görev Süresinin Belirlenmesi Sorunu", Ankara Barosu Dergisi, Yıl 2011, Sayı 3.

Avrupa Parlamentosu Üyelerinin Yasama Bağışıklığı Hakkında

Avrupa Birliği Adalet Divanı son dönemde önüne gelen Avrupa Parlamentosu üyelerinin yasama bağışıklığı hakkında önemli bir karar verdi. Aldo Patriciello isimli Parlamento üyesinin bir devlet görevlisi ile girdiği sözlü münakaşa sonucu İtalya Bölge Mahkemesi’nde dava açılmış; üye Patriciello’nun isteği üzerine Avrupa Parlamentosu olayın yasama bağışıklığı bünyesinde değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmiş ve bunun üzerine ulusal mahkeme de Adalet Divanı’ndan görüş istemiştir.

Divan’a göre üyelerin bağımsızlığını ve ifade hürriyetlerini sağlamak için getirilen yasama bağışıklığı, üyelerin ifade ettiği görüşleri ve kullandıkları oyları kapsamaktadır. Dolayısıyla ifade hürriyeti ile yakından ilgilidir. Bu bağışıklık kapsamındaki görüşlerin esas olarak özü ve içeriği önemli olmakla birlikte, mevki olarak nerede ifade edildikleri önem taşımamaktadır. Ancak, yasama bağışıklığının geçerli olabilmesi için üye tarafından ifade edilen görüşlerin yasama göreviyle bağlantılı olması gereklidir. Eğer söz konusu ifade ile yasama görevi arasında doğrudan ve açık bir bağlantı varsa, yalnız o zaman yasama bağışıklığı çerçevesinde koruma sağlanabilecektir. Ulusal mahkeme bahsedilen bu bağ açık ve doğrudan mı buna bakmalıdır. Ayrıca Divan, Avrupa Parlamentosu’nun görüşlerinin ulusal mahkeme üzerinde sadece bir görüşten ibaret olduğunu da belirtmiştir.

Yaptığı muhakeme sonucu üye Patriciello’nun olayla ilgili beyanlarının göreviyle bağlantılı olmadığı görüşüne varılmıştır.

Divan, aynı zamanda, ulusal mahkeme Avrupa Parlamentosu’nun görüşü yönünde karar vermeyecek olursa, zaten Avrupa Birliği hukukunun ulusal mahkemelere belirli zorunluluklar yüklemediğini de belirtme ihtiyacı duymuştur. Karar bu açıdan da ilgi çekici görünmektedir.

Kararın tamamına ulaşmak için tıklayınız.

DP

İsrail’de “Yahudi Devleti” Tanımına Vurgu

Hürriyet Gazetesi’nin haberine göre, İsrail’de iktidardaki ve muhalefetteki bir grup milletvekili Meclise İsrail’in “Yahudi ve demokratik devlet” şeklindeki tanımını sona erdirecek bir anayasa değişikliği teklifi getirdi. Teklifi getiren vekillerden biri olan Likud milletvekili Zeev Elkin, değişikliğin amacının mahkemelere, devletin Yahudi karakteriyle, demokratik karakteri arasında bir çatışma yaşanması durumunda Yahudi ulus devlet fikri doğrultusunda karar verme şansı tanımak olduğunu söylüyor. Halihazırdaki yasalar kapsamında Arapça ve İngilizce de İsrail’de resmi dil olarak yer alırken; değişiklik kapsamında ayrıca İbranicenin İsrail’in tek resmi dili olarak kabul edilmesi de öngörülüyor. Teklifte Arapçaya “özel bir konum” verilerek, Arapça konuşanların “hukukta öngörüldüğü şekilde, devlet hizmetlerine dilsel erişim hakkına sahip olacağı” ifade ediliyor. İsrail’deki diğer etnik gruplar için ise teklif metninde, “Devlet bir inanç ya da ulusa mensup kişilerden oluşan bir cemaati ayrı bir cemaat olarak belirleme hakkına sahiptir” deniliyor.

Ulus devlet kavramının, bence sakıncalı bir muhakemeyle, etnik köken temelinde algılandığı İsrail’de, milleti tanımlamanın daha da ötesine geçilerek çeşitli etnik grupları belirginleştirme çabası söz konusu gibi duruyor. Teklif henüz Meclis’te görüşülmediği ve sonucu belli olmadığı için birşey söylemek için erken. Ancak, böyle bir değişiklik durumunda, halihazırda var olan etnik kökenli çatışmaların azalmasını beklemek hayal olarak kalmaya mahkum gibi görünüyor.

DP

Fransız Anayasa Yargısında İtiraz Yolu

Anayasa Gündemi sitesinde yer alan habere göre; Fransa’da yaklaşık 50 avukat 23 Mayıs’tan itibaren iki hafta boyunca ülkedeki altı kentte polisin yaptığı kimlik kontrollerinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz yoluyla Anayasa Konseyi’ne başvuracakmış. Bilindiği gibi, Fransa’da 2008 yılında kabul edilen anayasa değişikliğiyle anayasa uygunluk denetiminde itiraz yolu kabul edilmişti.

İtiraz yolunun böyle toplu bir biçimde, protesto amacıyla kullanılması hukuki bir aracın bir sivil eylem aracına dönüşmesi açısından oldukça ilginç bir örnek. Özellikle belli meslek gruplarını ilgilendiren yasalar açısından bu tür bir girişim itiraz yolunun daha etkili bir biçimde kullanılmasını sağlayabilir mi?

LG

HOŞGELDİNİZ

“Yaşayan Anayasa”ya hoşgeldiniz. Bu web günlüğünü güncel anayasa gelişmelerini takip etmek için tutmaya başlamıştık. Böylece hem kendimiz hem okuyucularımız için bir “anayasal hafıza” oluşturmayı amaçlıyorduk. Bugüne kadar bu günlük, en azından bizim açımızdan, bu amaca layığıyla hizmet etti.
Zaman içerisinde, hukuk alanında internet kaynakları çeşitlendi. Dolayısıyla anayasa haberlerini takip etmek isteyen okuyucular için seçenekler çoğaldı. Biz artık anayasa haberlerini takip etme işini, aşağıda “Bağlantılar” bölümünde adreslerini verdiğimiz bu sitelere bırakıp, “anayasal hafıza”nın oluşumuna farklı bir biçimde katkıda bulunmak istiyoruz.
Bu sitede bundan böyle ağırlıklı olarak anayasal konulara ilişkin kısa yorumlara yer vereceğiz. Bu yorumları, dijital okur-yazarlığın gerekli kıldığı biçimde, kısa ve olabildiğince açıklayıcı bir üslupla kaleme almaya çalışacağız. Günlük notlarının yetmediği yerde yorum ve analizler devreye girecek. Sitemizdeki bir başka yenilik de “Anayasa Okumaları” olacak. Bu başlık altında postalayacağımız notlarla karşımıza çıkan yeni ve ilginç anayasa çalışmalarını okuyucularımızla paylaşacağız.
İyi okumalar…

DİĞER ÇALIŞMALAR

Doç. Dr. Levent GÖNENÇ’in diğer yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Dr. Ersoy KONTACI’nın yayınlarına ulaşmak için tıklayınız.

Sitemizde daha önce yayımlanan “Analizler” ve “Yorumlar” için tıklayınız.

KATKILAR

Sitemize katkıda bulunan akademisyenlerin çalışmaları için tıklayınız.

HAZIRLAYANLAR

Levent GÖNENÇ [LG]
Ersoy KONTACI [EK]
Deniz POLAT [DP]
Ali Erdem DOĞANOĞLU [AED]

İLETİŞİM

yasayananayasa@gmail.com

Yönetici Alanı